Çağrı Akmuradov’un blog sayfasına hoş geldiniz! « Çağrı Akmuradov
3 06 2007Comments : Leave a Comment »
Categories : Uncategorized
ipler…
7 03 2007ip oyunundan gözlemlediklerimi dile getireyim ilk önce:
birinci kısımda yani görsel ve işitsel duyuların kullanılmadığı ortam oluşturuldu. Olay sadece dokunsala geldi. Burada herkes dokunsal zekasını konuşturdu tabi. Gene her zamanki gibi birilerinin bu insanlara yol göstermesi gerekiyordu ve lider ihtiyacı vardı. Bu lider ihtiyacını oyuna başlamadan önce farkedenler tabi hemen ipin ortasındaki boşlukta buldu kendilerini. Ve bu liderlik yapmaya çalışanlar da tabi birbirinden habersizdiler. düz bir üçgen kenarı oluşturmaya çalışırken kenardaki yamukluğu düzeltmek için bu yamukluğa (eğriliğe) yol açan kendini bilmezleri (gözleri kapalı kulakları kapalı) yola getirmek için düzeltme amacı ile ileri çekilmiş veya geri itilmiş olabilirler zorla. Tabi burada bazı arkadaşlar tekme tokat ta yemiş olabilirler hehe. bunlara iş kazası denir. bir nevi de liderin şefkat tokatı. Severek tokatlıyorlar. ben tokatlamadım veya tokatladım diyemiyeceğim. Ama düzeltmeye çalıştığımda direnenlerle çatışmaya girmedim de değil. Burada kolektif işbirliği ve liderlik ilişkilerinde çok önemli kural olan kumandaya uymak yani denileni istenileni eksiksiz yapmak söz konusudur. Nasıl bir ordu kumandanın isteklerini hatalı bile olsa eksiksiz yerine getiriyor, bura da da sorgulamadan yapılsaydı bi kusuru kalmıycaktı. Ama insan doğasının bir özelliği olan yönetilmek istememe duygusu, yani başkasının onu yönetmesine karşı olan direnc var, bunun da ana kaynağı insanlığın benliğinde yatıyor; bencillik duygusu. Burada herkesin birbirinin kopyası (klonu) olduğunu varsaymak istiyorum, bu durmda büyük ihtimal herkes paralel düşüncelere sahip olacak ve belki herkes kenarda kalacak, veya herkes ipleri bırakıp kendilerini ipin ortasında bulacak, ve tabi yönetecek kimse olmayınca da karmaşa…düşünseniz-e bir toplulukta herkes lider
)) Burada iletişim çok önemli, yönetici olanlar ipi tutanlarla dokunsal olarak bir iletişime girebilirlerdi. Girenler oldu da, bi örneği yanlışlıkla tokat yiyen arkadaşımız, bunu blogunda yazmış. Bence biraz olgun davranabilirlerdi, yani ne olacak bi tane tokat yesin, yalnışlıkla olmuştur, kuralları bozamayız ki. Ha bunun bir de gerçek hayattaki örnekleri vardır. Yönetime kızıp sokaklara dökülenler ve bişeyleri yakıp yıkanlar filan. Bu ip oyunu siyasi bilimlerde oynayan öğrencilerle oynansa onlara da baya bi faydası olacaktır diye düşünyorum.
Geldik oyunun ikinci aşamasında, gene görsel duyuları kullanmadan bu defa iki duyu kullanılıyor. dokunsal ve işitsel duyularla yola çıkılıp bir şeyler organize etmeye çalıştık. bi kare oluşturmaya çalıştık. Çok ta kolay olmadı, burada insanlar birbiri ile biraz daha kolay anlaşırken iletişimde kolaylık oldu ama oluşturulan işi dokunarak anlamak zorundayız. Gene birilerinin ortada liderlik yapması ve birilerinin de onlara yardım etmeye çalışması güzel bir işbirliği örneğidir. Bu iki oyunda duyularımızın iletişimdeki yerleri rahat anlaşılıyor. görmeden duymadan sadece dokunarak iletişime geçmeye çalıştığımızda iletilerimiz biraz kaba olabiliyor. bu kabalıktan da kuralları bozan olabiliyor. burayı biraz derinletirsek siyasete bi çözüm bulabiliriz de belki…ama işitseli işin içine koyduğumuzda karşımıza iletmek istediklerimizi onun duygularına göre kibarca veya anlatmak istediklerimize vurgu yaparak neyi iletmeye çalıştığımızı karşı beyine rahat sokabiliriz. bu bireysel iletişimde geçerlidir. Ama bi gruba söz dinletmek ayrı bi konudur. bi de insanların denileni eksiksiz yapması ve benliği işin içine girince yönetim baya bir ustalık gerektiriyor. Eger görsel, işitsel ve dokunsal duyularımızın hepsine izin verilebilseydi bu defa iletişimde çok rahatlık olur ama grup yönetimi kolaylaşır mı bilmiyorum.
Biraz benzetme yapacağım ilk oyundakine, belki tartışmaya da yol açabilir ama ahırdaki hayvanlar aklima geldi birden bire, ya konuşabilselerdi ve biraz da kafalarını çalıştırıp isteklerini dile getirebilselerdi, onları belki yiyemiyecektik. Düşünsenize:
- Abi bu gun sabaha ne yiyeceğiz, gene ot mu var menüde?
düşünsenize bir öküzün sizin ne vermek istediğinize karışmasını.
- Çoban efendi, bi güzel otlak bi yer bulamadın be!
- şu an biraz zayıfım, benim kesim tarihimi bir ay erteleyebilir miyiz acaba? kesim itirazı son başvuru tarihi ne zamana acaba?
Bi çoban aslında bi hayvan yönetimcisidir, bineceği binek hayvanı kendisi ayarlar, at mı binecek eşek mi binecek, herşeyi kendisi ayarlıyor ve yönetiyor. bizim ikinci ip oyundaki oynadığımızın aksi var, dokunabilirler, yani boynuzlayabilirler ha, görebilirler, ama konuşamazlar, bi itiraz yoktur yani…dur dur dur, itirazları olur aslında, bunu hareketleriyle belli ederler. su istemezlerse verdiğin suyu içmezler somurturlar
. nereden bu böyle diye soracaksınız, ben bi köy çocuğuyum.
Comments : 1 Comment »
Categories : Uncategorized